Türkiye’nin geleceğini ne belirliyor?

Uzun yıllardan beri, “Gençleri dinleyelim” ya da “Yaşlıları dinleyelim” gibi önermeleri hep sorguladım. “Neden gençleri ya da yaşlıları dinleyelim ki? Fikri, bilgisi ve söyleyecek sözü olan herkesi dinleyelim; ister genç olsun, ister yaşlı. Belirli bir yaş grubuna ayrımcılık yapmaya gerek yok.” diye düşündüm.

Bugünlerde birbirinden bağımsız birkaç olay, özellikle bu işin çocuklarla ya da gençlerle ilgili bölümünü sorgulamaya itti. Birincisi en yakınımda çocukları izlememe imkân veren oğlum Sanat ve arkadaşlarıyla ilgili. Tablet, akıllı telefon ve bilgisayarlarla yatıp kalkıyorlar ama e-posta kullanmıyorlar. Sanat bana e-postanın defalarca çok gereksiz olduğunu söyledi. Benim jenerasyonum ise e-postasız bir internet hayal edemiyor. Zamanla onların bakış açısında neden e-postanın gereksiz olduğunu anladım.

Devamını oku

Share
Yorum yaz

Geziye çıktım

melih-arat-agri-dagi    Aylar önce aldığımız bir karar internetin ve telefonun ulaşamadığı bir yere beni ve arkadaşlarımı bir ‘gezi’ye gönderince, biraz olsun Gezi Parkı olaylarını unuttuk.

    Şubat sonuydu sanırım. Manevi ağabeyim ve kıdemli dağcı Hasan Gavas ve 23 yaşındaki ekip arkadaşım Ömer Faruk Ağca ile birlikte Ağrı Dağı’na tırmanmaya karar verdik ve hemen uçak biletlerimizi aldık. 16-22 Haziran arasında Ağrı Dağı’na tırmanış yapacağımızı duyurunca grubumuza katılmak için bizim dışımızda beş kişi daha talip oldu. Bazıları bana Ağrı Dağı’na dört kez tırmanmak yerine farklı dağlara niye tırmanmadığımı sorar. Ağrı Dağı’na her tırmanışımda hava şartları, ekip arkadaşları, fiziksel kondisyonum ve ruh halim farklı olur. Dolayısıyla her biri ayrı bir tecrübedir.

Devamını oku

Share
Yorum yaz

80’lerin kafasıyla 2013 teknolojisini kullanmak

Demokrasi kavramı tanımsal olarak ikiye ayrılır: Temsili demokrasi ve doğrudan demokrasi. “Temsili demokrasi” demokrasinin aksak halidir.

“Doğrudan demokrasi” ise ideal halidir. Temsili demokraside vatandaşlar, oylarıyla bireysel ve kolektif olarak karar alma yetkilerini kendilerini temsil eden birine devrederler. Ancak seçtiğimiz ya da vekalet verdiğimiz kişiler, hemen her karar durumunda bizim değil, kendi düşüncelerini kararlara yansıtırlar; bu da önemli bir aksamaya yol açar. Politikayı bırakıp çok daha basit bir örnek verelim; ailemizden birine rica etsek bize bir gömlek alır mısın desek, vekalet verdiğimiz eş, anne-baba ya da çocuk birçok örnekte bizim rengini, desenini beğenmediğimiz ya da bizim bedenimize uymayan bir gömleği alır gelir. Onun için bu gömlek almadaki seçme yetkisini vekile bırakmaktansa bizzat kullanmak daha iyidir.

Devamını oku

Share
Yorum yaz

Gezi Parkı: Güzellikle çözmek

gezi-parki

Biraz zamanda yolculuk yapalım: 31 Mayıs Cuma sabahı, Gezi Parkı’nda sabah beş suları olaysız sakin bir şekilde geçer. Saat sekiz sularında Belediye Başkanı, yanında birkaç yardımcısı, birkaç danışmanı ve bir grup genç belediye çalışanıyla ellerinde çiçeklerle Gezi Parkı’ndaki çevrecilerin yanına gelir. Yeni yeni uyanan ve çadırlarından çıkan çevrecilere çiçekler sunulur ve çevreciler de karşılarında Belediye Başkanı’nı çiçeklerle görmekten mutlu olurlar.

Ardından Belediye Başkanı, çevrecilere “Arkadaşlar, yakında bir otele kahvaltı için rezervasyon yaptırdım. Kabul ederseniz sizinle birlikte kahvaltı edelim; sizleri dinlemek istiyorum. Arkadaşlarımız da bir sunum hazırladılar; sizi dinledikten sonra da izin verirseniz 15 dakika o sunumu dinleyelim. Lütfen çadırlardaki eşyalarınızı toplamayın.  Görevli arkadaşlarımız burada kalsın, eşyalarınıza sahip çıksınlar. Kahvaltıdan sonra isterseniz çadırlarınıza döner eyleminize devam edersiniz. Ama önce bir konuşalım; birbirimizi dinleyelim.” deseydi nasıl olurdu?

Devamını oku

Share
1 comment

Eğitim öldü, yaşasın öğrenme

egitim-oldu-yasasin-ogrenmeSınıftaki tüm çocuklar itfaiyeci olmak isterken içlerinden sadece bu hikâyenin kahramanı olan bir çocuk itfaiyeci olmuştu. Okuldaki öğretmeni, “itfaiyeci olup ne yapacaksın, git üniversite oku, adam gibi bir işe gir” demesine rağmen çocuk, üniversiteye gitmek yerine itfaiyeci olmayı seçmiş.

Yıllar sonra görev yaptığı şehirde kaza sonucu yanan bir arabadan güçlükle sürücüyü çıkarmış. Kazadan çıkan sürücü, itfaiyeciyi görünce çok şaşırmış. Çünkü sürücü, sen üniversite okumalısın diyen öğretmenmiş. Öğretmen, herhalde bu olaydan sonra fikrini değiştirmiş olmalı:-)). Gazete yazılarına gülümseme işareti konmuyor; ama bence buraya konmalı.

Devamını oku

Share
Yorum yaz

Eski düşünceler, yeni teknolojiler: Fatih Projesi

     fatihprojesiZaman Gazetesi’nin saygıdeğer ve esprili yazarı Ahmet Turan Alkan, 8 ve 11 Mayıs tarihli yazılarında üniversite öncesi okullarda öğrencilere tablet bilgisayar verilen Fatih Projesi hakkındaki fikirlerini belirtmiş.

     11 Mayıs’taki yazısında bir öğretmenin sözleriyle projenin uygulamasında karşılaşılan zorlukları özetlemiş: “Önce yarıyıl tatilinde kursa alındık, ardından açılış töreni yapıldı; öğretmen ve öğrencilere tablet dağıtıldı, ağ bağlantılı interaktif (akıllı) tahtalar konuldu. İnteraktif tahtalar çok kullanışlı ve faydalı ama tabletler için aynı şeyi söylemek imkânsız. Tek olumlu tarafı ders kitaplarının tablete aktarılmasıyla kâğıt ve orman ürünlerinden tasarruf etmek. Öğrenciler ders dinlemek yerine oyun oynamak veya nette gezinmeyi tercih ediyorlar. Okula kitap, defter, kalem getirmeyi artık lüzumsuz bulanlar çoğalıyor. Tabletle uğraşmak derse yoğunlaşmayı engelliyor. Bütün çocukların hasretle beklediği teneffüs saatlerinde bile bahçeye inip şakalaşan, konuşan, oynayan çocuklar artık dinlenme saatlerinde bile ellerinde tablet, Face’te geziyor oyun oynuyorlar. Kimse sınıftan çıkmıyor. Anti-sosyalleştiler.”

Devamını oku

Share
1 comment